AGD Decor
Salon ve oturma odası her evin atan kalbidir. Davetlerin verildiği, ailenin bir araya geldiği ve yoğun bir günün ardından dinlendiğimiz yerdir. Bu nedenle, salonun iç mimari tasarımı ve dekorasyonu doğrudan sizin zevkinizi, kimliğinizi ve huzurunuzu yansıtır.
Çoğu zaman en iyi ve en pahalı mobilyaları alırız, ancak evin atmosferi yine de istediğimiz kadar hoş olmaz! Nedeni nedir? Temel bir yerleşim planının olmaması, mekanın geometrisinin bilinmemesi ve yanlış renk kombinasyonudur. Bu makalede, en düşük maliyetle mimarlık dergilerindeki gibi bir eve sahip olmanız için 5 ana kategoride 21 harika ve profesyonel salon dekorasyon fikrini inceleyeceğiz.
Salonunuzun renk düzeninin göz yormaması için bu mühendislik harikası kuralı kullanın. Mekanın %60’ını (duvarlar ve ana halı) daha ferah bir görünüm sağlamak amacıyla açık ve nötr bir renge ayırın. %30’luk kısmı (mobilyalar veya perdeler) ana renkle kontrast oluşturacak ikincil bir renk için düşünün. Son olarak, kalan %10’luk bölümü ortama ruh katmak için canlı ve vurgulu bir renkle (kırlentler veya sanat tabloları gibi) tamamlayın.
Psikolojik araştırmalar; yumuşak kırmızı, krem sarısı ve kiremit rengi gibi sıcak renklerin sinir sistemini uyardığını göstermektedir. Bu renklerin (aksesuarlarda aynı %10’luk dilim dahilinde veya tekli bir koltukta) sohbet ve toplanma merkezi olan bir alanda kullanılması, ortamdaki coşkuyu ve sıcaklığı artırır.
Eğer salonunuzun bir dinlenme noktası ve günlük streslerden kaçış yeri olmasını istiyorsanız; sedir yeşili, turkuaz veya mat mavi gibi soğuk renklere yönelin. Bu renkler, nefes alma ritmini ve kalp atış hızını düşürerek beyne derin bir huzur ve dinginlik hissi iletir.
Koyu kahverengi, saf siyah veya koyu patlıcan moru gibi renkleri duvarlarda baskın renk olarak kullanmak büyük bir hatadır. Bu renkler ışık fotonlarını büyük ölçüde emerek mekanı kasvetli, mat ve psikolojik olarak dar ve boğucu gösterir.
Uzun ve dikdörtgen salonlarda yapılan en büyük hatalardan biri, mobilyaları duvar kenarlarına tren vagonu gibi arka arkaya dizmektir; bu durum mekanı adeta bir tünele dönüştürür. Bunun yerine, iki ayrı halı kullanarak alanı iki “adaya” bölün; bir bölümü televizyon izlemek ve rahat oturma alanı için, diğer bölümü ise resmi bir oturma veya yemek masası alanı için değerlendirin.
Kare planlar doğası gereği simetrik ve dengelidir, ancak dikkat etmezseniz sıkıcı bir kutuya dönüşebilirler. Bu sorunu çözmek için mobilyaları doğrusal bir düzenden çıkarın ve mekana dinamizm katmak adına bazı tekli koltukları duvarlara çapraz bir açıyla yerleştirin.
L planlı evlerde mobilyaları duvara yaslamayın. Onları alanın merkezine yerleştirin, böylece geçiş yolları koltukların arkasından sağlansın. Giriş kapısına bakan kanepenin arkasına bir konsol (dresuar) yerleştirmek, mekansal güvenlik hissini önemli ölçüde artırır.
Genel kanının aksine, küçük bir salonu daha büyük göstermek için küçük halılar kullanmamalısınız! Kenarları duvar süpürgeliklerine kadar uzanan büyük bir halı sermek, zeminin görsel sınırlarını genişletir ve beyninizin odayı gerçek boyutlarından çok daha büyük algılamasını sağlar.
Eski ve yerde duran TV sehpalarını kaldırın, yerlerine duvara monte edilen sistemleri veya TV duvarlarını kullanın. Eğer komple daire tadilatı aşamasındaysanız, taş levha (slab) veya mermer paneller gibi malzemelerin kullanımı, zemin alanını boşaltmanın yanı sıra salonda görsel ve lüks bir odak noktası yaratacaktır.
TV duvarının ahşap çıtalar veya thermowood ile kombinasyonu, sadece ev ahşap dekorasyonunda son derece popüler bir fikir olmakla ve ortama organik bir hava katmakla kalmaz; aynı zamanda ahşabın ses emici özelliği sayesinde televizyon sesinin salonda yankılanmasını da önemli ölçüde engeller.
Şöminesi olan evlerde mobilyalar bu merkeze göre düzenlenmelidir. Resmi bir dizilim için, bu bölümün görsel etkisini en üst düzeye çıkarmak adına, iki eş kanepeyi şöminenin her iki yanına tamamen simetrik ve birbirine bakacak şekilde yerleştirin.
Okuma Önerisi: Simetrik ve lüks bir mekan yaratmak için Neoklasik Dekorasyon: Kesin İç Mimari ve Mutfak Tasarım Rehberi adlı makaleyi okumayı kaçırmayın.
Küçük veya az ışık alan mekanlarda hacimli, klasik ve yere oturan kanepeler satın almaktan kaçının. Işığın altlarından kolayca geçebilmesi için uzun ahşap veya metal ayaklı mobilyalar tercih edin. Bu uygulama, görüş akışının engellenmesini önler ve mekana ferahlık katar.
Eğer arkadaş toplantılarını seviyorsanız, doğrusal düzenlemeler yerine tekli koltuklar ve puflardan oluşan çeşitli bir oturma grubunu merkezi bir noktanın etrafında dairesel olarak kullanın. Bu tür bir düzen, göz temasını en üst düzeye çıkarır ve son derece samimi bir atmosfer yaratır.
Halı, mekanda serbestçe duran mobilyaları uyumlu bir bütüne dönüştürmelidir. Temel kural şudur: Standart salonlarda, sohbet alanını sınırlandırıp daha samimi hale getirmek için tüm kanepe ve koltukların en azından ön iki ayağı tamamen halının üzerine yerleştirilmelidir.
Salonun zeminini asla uçtan uca halıyla kaplamayın. Seramik veya parkenin görünmesi için halının kenarları ile duvarlar arasında daima 30 ila 50 santimetre boşluk bırakın. Bu negatif alan, mekanın kalabalık görünmesini engeller.
Aynalar iç mimarinin sihirbazlarıdır. Pencerenin karşısındaki duvara büyük bir boy aynası yerleştirmek, doğal güneş ışığını tüm mekana yayar ve odanın derinliğini görsel olarak iki katına çıkarır.
Tavanın ortasındaki tek bir avize yerine katmanlı aydınlatma kullanın. Tabloların ve vurgu duvarlarının üzerine gömme spotlar veya raylı aydınlatmalar monte ederek ışık ve gölge oyunları yaratın; böylece mekanı düz ve ruhsuz halinden kurtarmış olursunuz.
Işıkların kombinasyonu büyük önem taşır. Sıcak ve rahat bir his yaratmak için ahşap malzemelerin yanında sıcak ışıklar (yaklaşık 3000 Kelvin) kullanın ve taşların parlaklığını ile mobilyaların gerçek rengini ortaya çıkarmak için doğal ve daha soğuk ışıklardan (4000 Kelvin) yararlanın.
Akıllı ev sistemlerini kullanarak salonu dinamik bir ortama dönüştürün. “Misafir” senaryosunu (tam aydınlatma) veya “film izleme” senaryosunu (gizli loş ışıklar) ayarlamak, dekorasyonunuzu en üst düzey modernliğe taşıyacaktır.
Salonunuzun tavan yüksekliğini daha uzun göstermek için, perde kornişini mümkün olan en yüksek noktaya (tavana yakın) monte edin ve kumaşın yere teğet geçecek kadar uzanmasına izin verin. Bu güçlü dikey çizgiler beyni kandırarak tavanın daha yüksek görünmesini sağlar.
Salon dekorasyonu sadece birkaç mobilya yerleştirmek ve bir renk seçmek değildir; estetik sanatı, mekan mühendisliği ve psikolojinin birleşimidir. 60-30-10 renk formülünün uygulanmasından TV duvarının standartlara uygun tasarımına ve halı yerleşimine kadar attığınız her adım, daha ferah ve dinlendirici bir mekan yaratma doğrultusunda olmalıdır.
Elbette bazen sadece dekoratif değişikliklerin ve yeni mobilya satın almanın tek başına yeterli olmadığını da göz önünde bulundurmalısınız. Eğer kapalı ve kasvetli planlara sahip eski bir evde yaşıyorsanız, mekanın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için bina tadilat hizmetleri veya eski evleri yeniye dönüştürme tadilatı almanız gerekir; böylece gereksiz duvarları kaldırıp temel malzemeleri değiştirerek ideal dekorasyonunuz için uygun bir zemin hazırlayabilirsiniz. Tavsiyemiz, herhangi bir değişikliğe başlamadan önce doğru bir finansal planlamayla ilerlemek adına bir tadilat maliyeti tahmini yapmanızdır.
Okuma Önerisi: Daha büyük projeler yürütmek ve eski evlerde temel değişiklikler yapmak için, İstanbul'da Eski Evlerin A'dan Z'ye Tadilatı adlı makale sizin için benzersiz bir yol haritası olabilir.
Okuma Önerisi: Artık salon tasarımınızı tamamladığınıza göre, kişisel alanınıza odaklanma zamanı geldi! Huzurlu bir uyku için Yatak Odası Dekorasyonu; Kapsamlı Düzenleme ve Tasarım Rehberi adlı makaleyi inceleyin.
Kırlent kılıflarını zıt renklerle değiştirmek, mobilya düzenini doğrusal formdan dairesel veya çapraz forma dönüştürmek, büyük ev bitkileri kullanmak ve bir abajur eklemek, salonun atmosferini değiştirmenin en ucuz ve en etkili yöntemleridir.
Minimalizm ve neoklasik stiller en iyi seçeneklerdir. Klasik (kraliyet) stilin kullanımı, ağır oymaları ve sıkı simetri ihtiyacı nedeniyle küçük mekanlarda karanlık ve boğucu bir his yaratır.
Eğer salonunuzun küçük pencereleri varsa, mevcut az miktardaki ortam ışığının içeriye maksimum düzeyde girmesini sağlamak için sadece beyaz tül perdeler veya açık renkli jaluziler kullanın. Kalın ve kadife fon perdelerden kaçının.
Bir duvarı vurgu duvarı (Accent Wall) olarak boyamak, birkaç yeni renkli kırlent satın almak, ev bitkileri kullanmak ve ampulleri sıcak beyaz (gün ışığı) rengiyle değiştirmek en ekonomik yöntemlerdir.
Televizyon, pencere ışığı ekranına doğrudan yansımayacak şekilde monte edilmelidir (pencerenin karşısında olmamalıdır). Ayrıca, izlerken insanların dikkatinin dağılmaması için evdeki ana geçiş yollarından uzak bir alana yerleştirilmelidir.
İstanbul’daki mülkünüz için bir renovasyon veya iç mimarlık fikriniz mi var? LUMIER ekibi, ilk konsepti sunmaya hazırdır.